Solo konserlerden TV programlarına, filmlerden şefliğe çok farklı amaçlarla sahneye çıktım. Ama Manchester yıllarımdan I AM ... in search of Clare çok farklı ve eğlenceli bir deneyimdi.

Çok ünlü bir besteci, skandal yaratan bir yazar, sansürlü bir tiyatro oyunu, sapkın bir üvey baba, şuh bir üvey kız, kutsal bir adam, tarihi bir striptiz ve gümüş tepside kesik bir baş! Ve Münih'in merkezinde bir fıskiye...

Hasankeyf'te ilk ve muhtemelen son keman resitalinin kısa hikâyesi. 12 bin yıllık tarihin 300 yıllık eserlerle yegâne buluşması ve ilk keman rezidansı!

Henüz yirmi iki yaşındaydı. Çiçeği burnunda bir müzik öğretmeniydi, Batman'ın Kozluk ilçesinde. Başıboş bir kurşun onu sevdiklerinden, sevenlerinden ve yetiştireceği kim bilir kaç çocuktan aldı götürdü. Aybüke benim öğrencimdi.

Büyükdereli'ydi. Doktordu. Koşucuydu.  Müzikseverdi. İnsanseverdi. Herkesin ağabeyi idi. Çevresinin en sevilen ve en renkli simasıydı, Dr. Naci Bey. Eski bir dostum sessizce aramızdan ayrıldı...

Bir dizi deneysel solo resital ve bunlar için tasarlanan farklı ortamlar. Donmuş müzik, erimiş mimari! Saklandım, kutulandım ve asıldım. Yer: The Arts Tower, Sheffield, İngiltere. Yıl: 1991...

"Bahçe duvarlarının içi bambaşka bir dünyaydı. Çok sayıda meyve ağacı vardı burada; incir, ayva, elma, dut, vişne, zerdali. Kayısı yoktu ama üzümler vardı, bir tarafta kara, beri tarafta da beyaz, tadına doyulmaz üzümler." 

Komik olduğu kadar bir o kadar da anlamlı bir kelime oyunu: Notabüs. Çanakkale'de müzikal bir imece çalışması.

Viyolacı Ruşen Güneş'in Beypazarı'ndan Londra'ya renkli yaşam hikayesini konu alan ilk kitabım çıktı...

Viyana'dan Ankara'ya, oradan da Almanya'nın Mönchengladbach şehrine bir mimari hikâyesi. Ahşapustası kim? Tırmanma duvarı için mimar mı gerekiyor? Yanıtlar burada...

Kevin Bacon'ın Altı Derecesi

Önce bir teori idi. Çok araştırıldı. Çok yazıldı, çizildi.  1994'te oyun oldu. Buna Six Degrees of Separation deniyor. Artık herkes aktör Kevin Bacon'a yalnızca altı kişi uzak. Pekiyi siz kaç kişi uzaksınız?

Hiç opera izlememişlerdi, hiç senfonik konsere gitmemişlerdi, hiç trene ya da uçağa binmemişlerdi, hatta hiç takım elbise giymeyen de vardı. Suç onların mıydı?

Diyarbakır Suriçi'ndeki Surp Giragos Ermeni Kilisesi'ndeki solo resitalim ve Giragos'un düşündürdükleri...

Bir dönem müdürlük de yaptığım Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı'nda yaşanan ve konservatuvarların nasıl yavaş yavaş yok edildiklerine küçük bir örnek teşkil eden ve şahsen yaşadığım sıkıntıları burada bulabilirsiniz.